Almanyada Yükseköğrenim Görmüşler Dayanışma Derneği (AYÖG)
  • +90-312-222 28 99
  • ayog@ayog.org.tr
  • Deutsch

Başkanın Mesajı

Değerli AYÖG üyeleri,

Eminim ki, sizler de bu ülkenin her vatandaşı gibi “Zeytin Dalı” harekatını heyecanla yakından takip ediyorsunuz. Benim Hataylı, hatta Reyhanlılı olmam ve doğduğum köy olan Cerentepe’nin içinden Afrin Çayı’nın geçmesi, harekatın her aşamasını farklı duygu ve düşüncelerle değerlendirmeme yol açtı.

Afrin harekatı, Mustafa Kemal Atatürk’ün ömrünün son yılında, hastalığına karşın yaptığı Adana ziyaretinde söylediği “40 asırlık Türk yurdu esir kalamaz.” diyerek noktaladığı ve uyguladığı politika ile kurtardığı HATAY’ın ülke sınırları içerisinde olduğunun ve kalacağını dost-düşman herkese göstermiştir.

Neymiş efendim? Uyanıklar Apo’nun emriyle icat ettikleri ve kantonlar üzerinden, ceplerinde dolarlar çıkan kiralık insanlarla Akdeniz’e koridor açacaklarmış! Peki, bir başkası daha çok dolar verirse ne yapacaksınız? Bu kantonlarda çoğunlukta değilsiniz,  orada tarihiniz yok, kabirlerde atalarınızın mezar taşı yok, bu kantonları nasıl muhafaza edeceksiniz?

Oysa sizin T.C. sınırları içerisinde omuz omuza yedi düvele karşı savaştığınız arkadaşlarınız var, yüzyıllarca İslam’ın kalkanı olan insanların torunları var, her şeyden önce, koridor planlarınızı bozacak şanlı T.C. ordusu var.

Bu satırları yazarken, güzel insanlarımızın davranışları aklıma geldi. Soma faciasından kurtulan, maden ocağından çıkartılan madenci, kendisini taşımak için sedyeye yatırmak isteyenlere, “..ama her tarafım kömür tozuyla kaplı, sedyeyi kirletirim.” demesi, Zonguldak’ta vardiya sonrasında, servis otobüsünün temiz koltuklarına oturmayarak ayakta seyahat etmeler ve en son Afrin’de şehit olan Musa Özalkan’ın kuzey Irak’taki Türkmen kenti Telafer’de anaokulu yaptırılarak kendi adının verilmesi vasiyetinde bulunuşu ne kadar anlamlıdır. Musa kendi ailesi için bir şey istemiyor, Türkiye dışındaki bir kasabanın küçük çocukları için bir anaokulu yapılmasını istiyor. Bu vesile ile bu özel durumları bize ileten muhabir gazetecileri de selamlarım.

Evet, bu sıkıntılı günler de geçecek, nasıl ki 11 milyon nüfusu olan Türkiye sağlık, ekonomik ve siyasi engelleri aşarak, bugünkü Türkiye’yi oluşturmuşsa, 80 milyonluk bu ülke de yaşadığımız sorunların üstesinden gelecek, uygar, hoşgörünün her türünü içselleştirmiş, teknolojide çağı yakalamış bir ülke olacaktır. Yeter ki biz çocuklarımıza ve torunlarımıza liyakat esaslı bir eğitim verelim ve gerçekleri dile getirmenin bir fazilet olduğu bilincini aşılayalım. Evet, ordumuzun zeytin dalını komşularımıza uzatarak, “Yurtta barış, cihanda barış” vecizesini uygulayalım.

Başkan

Muammer Öcal